O geceyi...
Hastalığımla yüzleştiğim o geceyi sabah ediyorum deli düşüncelerle.
Bazen teslim olmuş vaziyette buluyorum kendimi bazen ise oğluma , karnımdaki meleğime ve sevdiğim adama acıyarak...
Bir abdest alıp bol bol dua ediyorum Yaradan'a. Dua ettikçe , Allah'a yaklaştıkça ferahlıyor yüreğim.
Sonra güya eşime aldığım kitabı (Allah de ötesini bırak) okumaya başlıyorum.
"Ne zaman bir sıkıntı içinde kalsan hemen Rabb'ine dön ve de ki ; Ben bu sıkıntıya senin rızan için katlanıyorum ya Rabbi senden gelen her şey rahmettir"
"Sen teslimiyet nedir bilir misin? Sıkıntı anında kurtulmak yerine,"Bu senden geldi Rabb'im , demek ki benim derecem artıyor ,üzerimde er-Rafi ismin tecelli ediyor"diye umutla beklemektir.
De ki " Ey Rabb'im , sen bana sıkıntı verdikçe ben sana yakınlaşıyorum.Bu sıkıntı beni sana yaklaştıran bir rahmet köprüsüdür"
Allah rızası için katlanmak sıkıntının en güzel can...Acının içinde o zaman inan ki güller açıyor.
Sıkıntının sana anlatacakları var belki de, dinle bakalım Rabb'inden ne mesajı getirmiş?
diyor Uğur Koşar...
Satırları okudukça su serpiliyor ateş düşen yüreğime...
Karnımdaki minicik kızımı düşünüyorum.
Üzülüyorum en derinden...
Ama bir yandan da yüreğim dile gelip Allah ile konuşmaya başlıyor...
Diyor ki yüreğim "Karnımdaki meleğimi bana bu hastalığı haber vermek için yolladın,eğer bu hamilelik olmasaydı benim bu hastalıktan haberim olmayacaktı yada öyle bir evreye gelecekti ki artık çok geç kalacaktık " diyorum ağlayarak.
Sen o kadar büyük ve rahmet dolusun ki ; içtiğim o hormon hapına rağmen , benim rahmime bir can düşürdün ki hormonlarım değişsin ve mememdeki o küçücük kitle büyüyüp elime gelsin diye.
Ve devam ediyorum ağlayarak ,
Ben ne şanslı bir kulunum ki bana bu hastalığı haber vermek için BİR MELEK yolladın.
evlat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evlat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Nisan 2014 Salı
Kabullenme
Arabamıza bindik.
Az önce duyduklarımı düşündükçe yüreğim daraldı.
Mememdeki masum sandığımız kitleyi en başından beri bilen,bana destek olan ablalarımı sonra da can dostum Esra'mı aradım.
Sanki hastalığımın adını sakladıkça patlayacak aksine söyledikçe rahatlayacakmışım gibi
Ben Meme Kanseri'yim diye ağlayarak haykırdım her telefonda...
Soluğu kadın doğum doktorumun yanında aldık. Küçük ablam , Pınar'ım hemen yanıma koştular.
Kadın doğumcum raporu görünce inanamadı. Güçlü olmaya çalıştı ama ağlamamak için zor tuttu kendini. Notunu alırken demek artık yaş 35 de değil her kitleye şüpheyle yaklaşmak gerek dedi iç çekerek.
Çıktık hastaneden...
Sevdiğim herkesi arayıp haykırmak istiyordum hastalığımı. İçimde tuttukça yüreğim daralıyordu.
Son 1 yıldır tanıdığım ama abla kardeşten farkımız olmayan Tuba ablamı aradım.
Adım gibi biliyordum o beni dualarıyla biraz daha hafifletecekti.
Tuba abla diyebildim sadece ağlayarak. "Yavrum n'oldu n'olur söyle" dese de boğazımdaki düğümlerin izin verdiği kadar konuşabildim.
"İnan size nazar değdi yavrum , bu bir sınav" dedi gözyaşlarını içine akıtarak.
Çınar...
Yavrum...
Canımın içi...
Hep gözümün önündeydi ama nedense onun hakkında konuşmak istemiyordum.Onun adı geçtikçe yüreğime bıçaklar saplanıyordu. Gözyaşlarımı tutamıyordum.
(Bu hastalıkla beraber anne olmanın bambaşka korkular olduğunu bir kere daha anladım.)
Evimize geldik. Küçük ablamda bizimleydi zaten. Ağlamaktan kızarmış burnu ve gözleriyle çaresizce evime koşan büyük ablam gözlerimin içine bakıyordu.
Ben ise şimdilik gözyaşlarımı içime akıtıyordum.
Kardeşim de öte can dostum Esra'm,
2 küçük meleği ve yine çok sevdiğim eşi Ahmet'le evimizde aldılar soluğu.
Nefessiz kalmıştım ya hani bir nefes oluyorlar canıma.
Küçük ablamın aklına bioenerji ile uğraşan arkadaşını aramak geliyor ve yüreğimize ateş gibi düşen hastalıktan bahsediyor.
Meme kanserinin daha çok anaç insanlarda görüldüğünü söylese de şu sorusu ablamla gözlerimizin buluşmasına neden oluyor...
Nuray'ın yakın bir geçmişte derinden üzüldüğü ya da çok öfkelendiği bir durum mu oldu ?
Az önce duyduklarımı düşündükçe yüreğim daraldı.
Mememdeki masum sandığımız kitleyi en başından beri bilen,bana destek olan ablalarımı sonra da can dostum Esra'mı aradım.
Sanki hastalığımın adını sakladıkça patlayacak aksine söyledikçe rahatlayacakmışım gibi
Ben Meme Kanseri'yim diye ağlayarak haykırdım her telefonda...
Soluğu kadın doğum doktorumun yanında aldık. Küçük ablam , Pınar'ım hemen yanıma koştular.
Kadın doğumcum raporu görünce inanamadı. Güçlü olmaya çalıştı ama ağlamamak için zor tuttu kendini. Notunu alırken demek artık yaş 35 de değil her kitleye şüpheyle yaklaşmak gerek dedi iç çekerek.
Çıktık hastaneden...
Sevdiğim herkesi arayıp haykırmak istiyordum hastalığımı. İçimde tuttukça yüreğim daralıyordu.
Son 1 yıldır tanıdığım ama abla kardeşten farkımız olmayan Tuba ablamı aradım.
Adım gibi biliyordum o beni dualarıyla biraz daha hafifletecekti.
Tuba abla diyebildim sadece ağlayarak. "Yavrum n'oldu n'olur söyle" dese de boğazımdaki düğümlerin izin verdiği kadar konuşabildim.
"İnan size nazar değdi yavrum , bu bir sınav" dedi gözyaşlarını içine akıtarak.
Çınar...
Yavrum...
Canımın içi...
Hep gözümün önündeydi ama nedense onun hakkında konuşmak istemiyordum.Onun adı geçtikçe yüreğime bıçaklar saplanıyordu. Gözyaşlarımı tutamıyordum.
(Bu hastalıkla beraber anne olmanın bambaşka korkular olduğunu bir kere daha anladım.)
Evimize geldik. Küçük ablamda bizimleydi zaten. Ağlamaktan kızarmış burnu ve gözleriyle çaresizce evime koşan büyük ablam gözlerimin içine bakıyordu.
Ben ise şimdilik gözyaşlarımı içime akıtıyordum.
Kardeşim de öte can dostum Esra'm,
2 küçük meleği ve yine çok sevdiğim eşi Ahmet'le evimizde aldılar soluğu.
Nefessiz kalmıştım ya hani bir nefes oluyorlar canıma.
Küçük ablamın aklına bioenerji ile uğraşan arkadaşını aramak geliyor ve yüreğimize ateş gibi düşen hastalıktan bahsediyor.
Meme kanserinin daha çok anaç insanlarda görüldüğünü söylese de şu sorusu ablamla gözlerimizin buluşmasına neden oluyor...
Nuray'ın yakın bir geçmişte derinden üzüldüğü ya da çok öfkelendiği bir durum mu oldu ?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)