1hayat3melek / instagram
Resim kaynak : www.joojoo.me
destek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
destek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2014 Salı

Ameliyata Hazırlık

Doktoruma da dediğim gibi o gece uyuyamıyorum.
Hastaneye annemin babamın kardeşlerimin gelmesini istemediğim için sadece inatçı küçük ablam geliyor. Bir de eşimin ablası ve 2 dostum.

Sabah 05.30 gibi çıkıyoruz evden.25 dk ya hastanedeyiz.
O saatte hastanedeki güvenlik bile eline gazete almış okuyormuş gibi yapmış ama uyuyor.

Kayıt işlemlerini yapar yapmaz odaya alıyorlar beni...
Sonra da arkasından bir iki tane hemşire geliyor. Hemen ameliyat önlüğünü giydiriyorlar bana.
Bir yandan yapılacakları anlatıyorlar.
Bir yandan da elimin üstünden damar açmaya çalışıyorlar.
Ama yerimden zıplıyorum. Biraz daha zorluyor bağırıp ağlamaya başlıyorum.
Şaka gibi...

"İsterseniz çıkarayım başka yerden deneyelim" diyor cici hemşire kız.
"Yoooook bu acıya bir daha dayanamam" diyorum ağlayarak.
İşlemi bitiriyor ama elim resmen zonkluyor.

Bu halime şaşıran yakınlarım sonra dalga geçmeye başlıyorlar benimle.
"Nuray ameliyattan çıktığında ameliyat kesiğini unutup elinin yanmasını sayıklayamasın" diyorlar.

Gülüyorum...

Sonra asistan doktor ve hemşireler geliyor.Hadi bakalım şimdi gitme vakti diyorlar.

Güçlüyüm ya ama zor tutuyorum kendimi.
Sonra zaten yalnız değilim ki minicik kızım var yanımda diye düşünüyorum.

Ameliyat kapısına kadar eşlik ediyorlar sevdiklerim.
Tek tek hepsinin gözüne belki de son kez bakıyorum.

8 Mayıs 2014 Perşembe

Tamamlayıcı Tıp

Hiç bilmediğim,hiç tanımadığım bir tedaviyle tanıştım bu hastalıktan sonra.
Telefon açan dostlarım "Nuray,bu gece sana 250 kişi şifa enerjisi yollayacak , Kabul ediyorum de lütfen" diyenler mi dersin, yanında melek tüyü görürsen şaşırma diyenler mi dersin.

Ki gerçekten o gece , 250 kişinin enerji yolladığı gece uykudan gözlerimi açamadım. Sanki uykusuz geçen onca gecenin acısını çıkarırmış gibi.

Ama bir hoca var ki...Hastalığımı öğrendiğimden günden beri gündemimizde.
"Muhakkak götüreceğim seni" diyor bir dostum.

Ve ameliyat günüme karar verilen günün akşamı hocadan randevu almışız.
Akşam akşam düşüyoruz yollarına.

Odadan içeri giriyoruz ama ben merak ve heyecan içinde...
Bir iki selamdan sonra , anlat bakalım seni ne, kim üzdü diye soruyor...

Kısaca anlatabildiğim yere kadar anlatabiliyorum ki bir yerde tıkanıp kalıyorum zaten...Ötesine gidemiyorum.

Tam o esnada ne hissediyorsun diye soruyor bana ?
O zamanda şimdi de sıkışıp kalmış hissediyorum kendimi diyorum.
Susuyor.

Uzanıyorum hasta koltuğuna.
İki elime akupunktur iğnelerini saplıyor. Hafif bir müzik. Ve ben başlıyorum sakinleşmeye.

Çok emin bir şekilde kanserli hücrelerin sadece bir bölgede yani göğüs hizamda olduğunu hissediyorum diyor. Bir kaç cm uzaklıktan karnıma değermişçesine ellerini hareket ettirince karnımdaki kızım oynamaya başlıyor.
Gülerek " bebekler enerjiyi çok sever " diyor.

Sonra da ekliyor. "Hayat süprizlerle dolu Nuray , belki kemoterapiye bile gerek kalmaz" diyor ama
ister istemez o an yüreğimi bir umut kaplıyor.

Sonra niyeyse "eşin nasıl " diye soruyor.
Ben daha cevap vermeden " O bu hastalığa senden daha çok üzülmüş, ona sevgilerimi ve selamımı ilet lütfen" diyor.

"Biliyorum" diyorum gözlerim dolarak...
Kaçıncı şükredişim bilmiyorum ama bir kere daha şükrediyorum onu tanıdığım ve sevdiğim gün için...











29 Nisan 2014 Salı

2.Biyopsi

Cerrahımız Cihan Bey'in yanından çıkar çıkmaz bir biyopsi randevusu alıyoruz.
Ertesi sabah 10.00 da çağırıyorlar bizi.

Nedense bende bir heyecan yok. Az çok tahmin edebiliyorum sonucu.

Ertesi gün oluyor. Operasyon için alıyorlar beni odaya.
Beni hiç yalnız bırakmayan eşim bir nefes ötemde.
Yine beni hiç yalnız bırakmayan firma sahibim Ayşe hanım ve yöneticim ise hemen kapının ardında beni bekliyorlar.

Operasyon başlıyor. Ben ise bildiğim tüm duaları okumaya...
Canım acımıyor mu sanıyorsun? Acıyor tabi ama o esnada bu acının aslında acı olmadığını ne büyük acılar içinde olan insanların olduğunu düşündükçe sabrediyorum.
Oğlum geliyor aklıma. Şükrediyorum bir kez daha.
Hatta bu acı karşısında savaşan tüm küçücük bedenler geliyor gözümün önüne...Daha da güçleniyorum.

Koltuk altı lenflerimden bir sıvı alınıp hemen pataloglar tarafından çalışılıyor.İşi sağlama almak için bir sıvı daha alıyorlar. Bir sıvı daha...

İşte o zaman anlıyorum...

Koltuk altı lenflerimde de var bu hastalık...

12 Nisan 2014 Cumartesi

İlk randevu

Koordinatörüm "Ameliyat için cumartesi günü demişlerdi değil mi?" diyor.
Bende evet diyorum.
Nuray'cığım yanlış anlama ama bu tür vakalarda ameliyata cerrah değil bir onkolog karar verir diyor.
Nasıl gözümüz ağrıdığında hemen bir cerraha gitmeyiz göz doktoruna gider ve ameliyat derse göz cerrahına gideriz bu da böyle bir şey diyor.

Hak veriyorum.

"Ne yapacağız o zaman" diye soruyorum.
"Türkiye'nin en iyi onkologlarından birine randevu alıcam ve seni oraya götüreceğim" diyor.

Zor bela ertesi gün için randevu alabiliyoruz.
Eşim, küçük ablam ve 3 meleğimle beraber doktorun muayenehanesine gidiyoruz.

Biraz bekliyoruz...
İşyeri sahibimiz Ayşe hanımla ilk defa bir araya gelmiş oluyorum.
Görür görmez sevgiyle kocaman sarılıyor bana.
Bıcır bıcır anlatmaya başlıyor.
İyileşeceksin diyor her seferinde büyük bir enerjiyle.
Seni biriyle tanıştıracağım , şimdi randevu almaya çalışıyoruz sana çok iyi gelecek diyor.
Bu hallerine, bu samimiyetine bayılıyorum.

Bir yandan da heyecanla doktorun yanına girmeyi bekliyorum.
Doktor yanına çağırıyor.Muayene ediyor.Biyopsi sonuçlarına bakıyor.
Hamilesin ve 33 yaşındasın diyor.Hücreler ise fıkır fıkır kaynıyor.
Ameliyat şart hem de bir an önce diyor. İyi bir cerrah bulmadan önce durumunu çalıştığım hastanedeki heyetle paylaşıcam diyor.

Ya bebek diyorum üzülerek ve bir umutla...

Her şeye hazırlıklı olun...
Önceliğimiz sensin gerekirse bebeğin de hayatını sonlandırabiliriz diyor.

6 Nisan 2014 Pazar

Üç Melek

Öyle bir hastalık ki...
Adını söylemeye çekiniyorsun.
Boğazında düğümleniyor harfler...

Korkuyorsun...
Hem de küçücük bir çocuk gibi.
Ama en çok çekeceğin acılardan...
Ölüm ise sadece bir nefes ötende.
Sanki ölmen için başka bir sebep olamazmış gibi.

Tam 2 sene...
Lenfoma kanseri ile mücadele eden bir anne.
Ardında 2 tane kız çocuğu ve onu çok seven bir eş.
Ne yaşadıklarını kimse bilmez.
25 yıldır sevdiği kadını, dostunu , arkadaşını toprağa verirken bile dimdik ayaktaydı.

Biz ise sadece üzülerek ve dua ederek seyrettik bu hayat mücadelesini. Sanki bizim başımıza hiç gelmeyecek gibi.

Sevgili Koordinatörüm
Bu mücadelemde bana en büyük destek.
Düştüğüm bu kapkaranlık kuyu da beni aydınlığa çıkarmak için uzanan bir merdiven.
Elimizden tutan bir MELEK...

Hastalığımı öğrendiğim andan itibaren bana ve eşime bir fener.

İlk günden rica etti.
Müsaade edin ben ilgileneyim ve lütfen bu işlere sen dahil olma diye...

Bu sıkıntılı günlerimde ne doktor soruşturdum ne de bir hastane. İnternete girip kanserin k sine bile bakmadım.Hep kendi mücadelemi bekledim.
Haberi alan sevgili eş,dost herkes bir onkolog bir cerrah önermek istedi ama kibarca reddettim hepsini.
Bütün bu telaşelerden uzakta yaşadım her şeyi sayesinde...

Sevgili Firma sahibim,

O Türkiye'nin hatta dünyanın en büyük firmalarından birine sahip.
Ama yüreği...
İki cihan kadar büyük.

Binlerce çalışanın arasında beni tanımıyordu bile.
Hastalığımı öğrenip işe gittiğim sabah genel müdürüm beni telefonla arayıp "Sana ne , nasıl oldu diye hiç bir şey sorup seni üzmeyeceğim sadece diyeceğim şudur ki , biz her koşulda senin yanındayız ve bu hastalığı hep beraber atlatacağız" dedi.
Sonrasında da Ayşe Hanım seninle konuşmak istiyor deyip telefonu ona verdi.

İlk doktor randevumuzda benden önce klinikteydi.
Allah'a hep dua ederim , maddi manevi kimin desteğe ihtiyacı varsa karşıma çıkar diye. Ve bir anda senin yanında buldum kendimi dedi.

Her doktor randevumuzda toplantılarını erteleyip yada yarıda bırakıp yanıma koştu. Senden daha kıymetli ne olabilir ki dedi her seferinde.

Bir MELEK gibi sarıp sarmaladı beni , bebeğimi , Çınar'ımı ,eşimi...

Şimdi ben nasıl şükretmem ki Allah'a...
Allah bana bu hastalıkla beraber tam 3 melek yollamıştı.