1hayat3melek / instagram
Resim kaynak : www.joojoo.me
kader etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kader etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2014 Pazartesi

Karar

Onkolog , kadın doğumcu ve cerrahtan oluşan heyetten kararımız çıkıyor.

Bebeğe minumum zarar vererek yapılacak bir ameliyat.
Ama yine de her şeye hazırlıklı olmak gerek...

İlk gittiğimiz onkolog Amerikan hastanesinde ama benim sağlık sigortası sadece Acıbadem hastanesini karşılıyor.

Sağolsun hemen ona da bir çözüm bulunuyor ve Acıbadem hastanesinden bir cerrah ismi veriliyor.

Hemde bu hastalığı duyar duymaz kadın doğumcumum tavsiye ettiği cerrahla aynı doktor.

Bu arada onkologumuz ilk yapılan biyopsi parçalarının alınarak Acıbadem hastanesinde tekrar çalışılmasını istiyor.
Eşim benden alınan parçaları laboratuvardan alıyor Acıbadem hastanesinin laboratuar merkezine bırakıyor.

Bu arada tekrar ultrasona giriyorum.Tekrar rapor çıkmasını bekliyoruz.

İki sonuçta çıkıyor.

Sağ memede koltuk altına yakın 1,2 cm çapında kitle.
Koltuk altı lenflerine de biyopsi yapılması önerilir.

Raporlarımızla birlikte ameliyat olmayı düşündüğüm profösörle görüşmek istiyoruz ne şansdır ki doktorda bizi görmek istiyor.

Tekrar muayene ediyor.

Raporlara bakıyor , kac haftalık hamile olduğumu soruyor.

Ok diyor ameliyat gerekli ama bu ameliyatta kurtarmamız gereken 2 can var.
O yüzden ameliyatta kullanmam gereken ilacı yani bebeğe zarar verme ihtimalini düşündüğümüz ilacı kullanmamak için bir de koltuk altı lenflerinden biyopsi yapmak istiyorum diyor.
Bu biyopsi bize yol gösterecektir ona göre de hem anneyi hem de bebeği hiç riske etmeden ameliyat etmiş oluruz diyor.

Peki diyorum sevinerek...

Ya koltuk altı lenflerime de kanserli hücre var ise hepsini mi temizleyeceksiniz diyorum.

İlerde bu hastalığın nüksetmemesi için evet diyor.

Ya diyorum kolum?
Hem de sağ kolum ?
Eskisi gibi kullanamayacak mıyım diyor üzülerek?

Yooo niye kullanamayasın tabi ki dikkat edeceksin ama günlük hayatına çok kolay devam edebileceksin diyor.

İnanamıyorum ki...Bir aptal oluyorum.

24 Nisan 2014 Perşembe

Karşılaşma

 
 
Sevgili koordinatörümün sözünü dinleyerek detaylı ultrason için randevu almaya karar veriyorum.
Hastanenin müşteri hizmetlerini arıyorum.
Randevuyu ya 2 hafta sonrasına veriyorlar yada 2 gün sonrasına...
2 hafta sonra alsam geç kalmış olucam. Ama 2 gün sonra da daha heyetten karar çıkmamış olacak. "Sabret Nuray bu bir sınav" diyerek koca bir iç çekiyorum.
 
İçim acıya acıya 2 gün sonrası için randevu alıyorum.
O geceyi de sabah ediyorum...
 
Yavrusunu göreceği için yüreği pır pır eden bir anne olamıyorum maalesef.
Sadece onu görmezden gelerek nasıl dayanacağımı düşünerek geçiriyorum saatlerimi.
 
Sabah erkenden hastanenin yolunu tutuyoruz eşimle.
Mutluluk heyecanı değil acının heyecanı ile bekliyorum sıramı.
 
Doktorun odasına giriyoruz. Doktor tüm sevecenliğiyle karşılıyor bizi.( Detaylı ultrason için gittiğimiz farklı bir doktor)
Başlıyor sorularını sormaya...Her şey normal...
Sonra eşim doktor bey yalnız şöyle bir durumumuz var bizim diyor.Eşime bir kaç hafta önce meme kanseri teşhisi kondu diyor.
Doktor bey anlık bir şoktan sonra başlıyor nasihat vermeye..."Hadi şimdi de şu karnındaki yaramaza bakalım" diyor.
 
Uzanıyorum...
 
Tam karşımda bir ekran.
Doktor karnıma ultrason cihazını dokundurur dokundurmaz kafamı çeviriyorum yan tarafa...
 
Doktor kendimle verdiğim savaşı belki fark ediyor belki fark etmiyor ...
"Ayaklara bak ayaklara" diyor.
 
Ben ki zaten bakmamak  için kendimle savaş verirken doktorun o yorumuyla kafamı çeviriyorum.
 
Kızımın o minicik ayaklarını nasıl hareket ettirdiğini görüyorum.
Gözyaşlarına boğuluyorum.
Ve bir daha da alamıyorum gözümü ekrandan.

16 Nisan 2014 Çarşamba

Detaylı Ultrason

Doktorlar , tahliller , biyopsiler , üzüntülerle  kendi derdime düşmüşken büyülü bahçemdeki meleğim ise kendi kendine büyüyor.

Tam da detaylı ultrason haftası gelmiş.

Minicik kalbine, burnuna, parmaklarına, böbreklerine içerde oluşan ne varsa hepsine tek tek bakılacak.

Hiç bir şeyden habersiz meleğim ise "bende buradayım anne " dercesine yeni yeni tekmeleriyle varlığını hissettirmekte.

Ama ben ise...

Karnımda tekmelerini hissettikçe, anneliğimden binlerce kez utanarak onu yok saymaya çalışıyorum.
Sırf bu vazgeçiş daha kolay olsun diye.
Yüreğim binlerce kez dağlanarak...Gözyaşlarım ise hiç kurumayarak.

Nasıl bir imtihandır Allah'ım?

Hastalığımı bilmeyenler bebeğimi soruyorlar beni görünce ?
Önce bir yutkunuyorum.
Sonra iyidir herhalde diyorum.

Bir yandan acaba hiç ultrason çektirmesek mi diye düşünüyorum ama bir yandan da büyük bir umutla ya ona bir şey olmazsa aklımda hep soru işaretleri mi kalacak diyorum...

Öyle bir ayrım ki ?

Daha şimdiden minik minik ayaklarının hareketlerini hissediyorum gözümün önünde...

Kahroluyorum...
Başka kapı yok ki , gözyaşları içinde yine Allah'a sığınıyorum.

13 Nisan 2014 Pazar

Hiç Hazır Değilim Henüz...

Bir sabah saçlarımı okşayıp da rüzgar , İzlerini sürüp de gidecek beyaz beyaz
Ve güneş aynaya baktığımda çizgilerden ,Yeni bir yüz gösterecek üzülerek biraz


Bugün başka renkte ağaracak biliyorum ,Ve zorla değil ya o rengi hiç sevmiyorum
Ne olur sanki biraz daha zaman verseniz ,Yıllar öfkenizi hiç mi hiç anlamıyorum...


Yok olmaz erken daha,Biraz geç kalın ne olur.
Hiç hazır değilim henüz...


Ne olur baharlarımı bırakın bir süre daha ,
Tanıdık değil bana güzYok olmaz dur ,Dur gidemezsin.
Gözlerimin rengi dur ,Bulutlara dönemezsin.
Yok alamazsın Beni deli zaman
Ömrüme o kurşuni renkleri süremezsin...

12 Nisan 2014 Cumartesi

Rüya

Önceki yazılarımda anlatmıştım hani.
Hamile olduğumu haberine sadece ortanca ablam susarak karşılamıştı diye.
Nedenmiş biliyor musunuz?

Ablam o gece rüyasında , gökyüzünden bir ateş topunun yeryüzüne düştüğünü görüyor.
Merak ve korku içinde ateş parçasının düştüğü yere koşuyor ve görüyor ki bu ateş topu toprak içinde bir kuyu açmış.Yine merak içinde kuyunun içine baktığında ise yeni doğmuş bir bebeğin o kuyuda olduğunu görüyor.

O gecenin sabahında da ablama bebek haberi verdiğimde ablamın aklına hemen rüyası geliyor. Aklına kötü şeyler gelse de hayırlara çıksın inşallah diyerek kötü düşüncesini silmeye çalışıyor ama maalesef hamileliğimden bir kaç hafta sonra bu hastalık aynı rüyasındaki gibi evimize bir ateş parçası gibi düşüyor.

Ve umarım bu ateşin sonunda melek kızıma sağlıkla kavuşabilirim.

İlk randevu

Koordinatörüm "Ameliyat için cumartesi günü demişlerdi değil mi?" diyor.
Bende evet diyorum.
Nuray'cığım yanlış anlama ama bu tür vakalarda ameliyata cerrah değil bir onkolog karar verir diyor.
Nasıl gözümüz ağrıdığında hemen bir cerraha gitmeyiz göz doktoruna gider ve ameliyat derse göz cerrahına gideriz bu da böyle bir şey diyor.

Hak veriyorum.

"Ne yapacağız o zaman" diye soruyorum.
"Türkiye'nin en iyi onkologlarından birine randevu alıcam ve seni oraya götüreceğim" diyor.

Zor bela ertesi gün için randevu alabiliyoruz.
Eşim, küçük ablam ve 3 meleğimle beraber doktorun muayenehanesine gidiyoruz.

Biraz bekliyoruz...
İşyeri sahibimiz Ayşe hanımla ilk defa bir araya gelmiş oluyorum.
Görür görmez sevgiyle kocaman sarılıyor bana.
Bıcır bıcır anlatmaya başlıyor.
İyileşeceksin diyor her seferinde büyük bir enerjiyle.
Seni biriyle tanıştıracağım , şimdi randevu almaya çalışıyoruz sana çok iyi gelecek diyor.
Bu hallerine, bu samimiyetine bayılıyorum.

Bir yandan da heyecanla doktorun yanına girmeyi bekliyorum.
Doktor yanına çağırıyor.Muayene ediyor.Biyopsi sonuçlarına bakıyor.
Hamilesin ve 33 yaşındasın diyor.Hücreler ise fıkır fıkır kaynıyor.
Ameliyat şart hem de bir an önce diyor. İyi bir cerrah bulmadan önce durumunu çalıştığım hastanedeki heyetle paylaşıcam diyor.

Ya bebek diyorum üzülerek ve bir umutla...

Her şeye hazırlıklı olun...
Önceliğimiz sensin gerekirse bebeğin de hayatını sonlandırabiliriz diyor.

8 Nisan 2014 Salı

Yedi Kapı


İş yerinde haberi alan dostlar yanıma geliyorlar, uzakta olanlar ise telefonla teselli etmeye çalışıyorlar.
Bende, boğazımdaki düğümler müsaade ettikçe üşenmeden anlatmaya çalışıyorum herkese...
Anlattıkça rahatlıyorum sanki.

Masamda oturan bir beden var ama ruhum nerelerde bilemiyorum...

Telefonum çalıyor bir kere daha... Bu sefer arayan eşim...(Eşim bir ağaç geliştirme firmasında çalışıyor ve firma aynı zamanda daire içi kapı da yapıyor.)

"Müsait misin canım" diyor..
"Dinliyorum canım" diyorum.
"Sana bir şey anlatacağım ama inanamayacaksın" diyor.
"Hayırdır" diyorum merakla...

Ve başlıyor anlatmaya...

Bir yarım saat önce bir kadınla görüştüm, daha doğrusu işyerini aramış ama konuyu halledemeyince bana aktarmışlar diyor.
Daha ben alo demeden kaç yaşındasın evladım diye sordu. Bende 36 yaşındayım diyince daha çok gençmişsin evladım dedi. Bende sizin yaşınızı bilmediğim için genç miyim yaşlı mıyım bilmiyorum tabi dedim diyor.

Ben 55 yaşındayım oğlum ve kanser hastasıyım...diyince bir an irkildim diyor.
Belki de son günlerimi yaşıyorum oğlum,İzmir 'de yaşıyorum ve burada bir bayiniz var , oradan geçerken kapılarınızı gördüm çok beğendim ama durumumda olmadığı için sizi aradım belki bana yardımcı olursunuz dedi diyor.

Bende kaç tane kapıya ihtiyacınız var teyzeciğim diye sordum diyor.

7 KAPIYA oğlum diyor. Eşim tekrar duraklıyor.

Tamam teyzeciğim siz bana numaranızı verin , ben ne yapabilirim diye bir bakıp döneyim size dedim diyor.
 
Telefon numarasını verdi. Yazdım sonrada adınız neydi teyzeciğim diye sordum diyor...
Teyze cevap verdi...
Adım mı ? Adım Nuray evladım diyor..."

Şaka yapıyorsun diyorum eşime ağlayarak. O kadar etkisindeyim ki canım anca kendime gelebildim diyor.

Kanser hastası olduğumu öğrendiğim ilk günde bu kadar rastlantı...
Düğüm düğüm olan boğazıma koca bir düğüm daha ekleniyor derin düşüncelerle..
Kötü niyetli biri olsa bile , n'olur ara hemen teyzeyi ne istiyorsa verelim , yapalım diyorum ağlayarak.

Bin bir düşünceyle kapatıyorum telefonu...
Hıçkırıklarımı duyan Pınar'ım  yanıma geliyor merakla...Omzuma dokunuyor.

Şimdi anlatamam Pınarım , anlatırsam büyüsü bozulur , nolur sorma diyorum ağlayarak...

30 Mart 2014 Pazar

Biyopsi

Dr.Nalan abla radyolog raporunu alır almaz " Burada canımı sıkan bir şey var , biyopsi yapmamız gerekli "dediğinde yüreğim pır pır etmeye başlamıştı bile. Hemen yarın biyopsi yapalım dediğinde eşim tüm iyi niyetiyle işlerimizi de düşünerek " Yarın değil de hafta sonuna mı bıraksak Nalan abla" demişti.

Evet belki hamilelikte normaldi böyle şeyler ama önemli olan sağlıktı.
Her şeyden önce sağlık gelir diyerek çarşamba günü için randevumuzu almıştık bile.

Çarşamba günü için rapor almıştım. O sabah eşimin teyzesine sabah kahvesi davetine bile gitmiştim kafa dağıtmak için.
Aklıma kötü şeyler gelse bile hepsini kovalıyordum zaten zihnimden.
Hamileyim ya böyle gereksiz şeyleri boş yere düşünerek üzmemem lazım hem bebeği hem kendimi.
Hamileyim ya sanki hiç kötü bir hastalık gelmeyecek gibi bir anlaşmam var Allah'la.

Biyopsi saati yaklaşıp evden çıktığımızda Çınar'ın anne gitme diye ağlamaları hala kulağımdadır.

Hastaneye vardık. Biyopsi için işlemleri bekledik ve sıramın gelmesini bekledik.
Büyük bir heyecanla odaya girdiğimizde ablamı ( eşimin ablası) dışarı çıkartmaya çalışsalarda ablam inatla bende yanında olmak istiyorum diye diretti. Kibarca ameliyatlarda nasıl kimseyi almıyorlarsa bununda böyle bir şey olduğunu düşünün diyerek suratına kapıyı kapatıverdiler.

Oldukça gergin ve meraklıydım. Kızıma zarar gelmeyeceğinden emindim ama  yine de ne yaptıklarını dikkatle izliyordum.
Ultrasonla şüphelendikleri kisti bulup işaret koyduktan sonra parça alma işlemini yapacaklardı.

Önce işaretlediler sonra lokal anestezi yaparak bir kesik açmış olmalılar ki ben acıyı hissederek irkildim. Hissediyorum diyince bir iğne daha yaptılar. Sonrasında ise kistten parçayı almak için tek vuruşluk atışı yaptılar.Biyopsilerde kural olarak 2 ayrı parça alınması gerekmekteymiş. O yüzden bir atış daha yapıp bir parça aldılar. Parça derken aslında bir sıvıdan ibaret kendileri.

Operasyon tamamlanınca kapıyı açıp ablamı içeri davet ettiler. Ablam gözyaşlarını tutamayıp bana sarılınca yeterince gergin olan bende gözyaşlarıma engel olamadım. Ağlanacak bir şey yoktu halbuki ama o stres o heyecan hepsi birbirine karışmıştı.

Hatta ne mutlu ki bize , bizi öyle sarmaş dolaş gören hemşireler bizi kardeş sandılar ama kardeş değil de gelin-görümce ikilisinden olduğumuzu öğrendiklerinde gıptayla baktıklarını görmek bizi de ayrıca mutlu etmişti.

Biyopsinin bitip hastaneden ayrıldığımız vakit Dr.Nalan abla da bizimleydi.
Aklımda deli sorular vardı ama nedense dile getirmeye korkuyordum.Sonra bir anda " Nalan abla diyelim ki sonuç kötü çıktı hamileyken yapılacak bir şey var mı" diye sordum ama ablamda bir yandan Allah korusun diye mırıldanıyordu.

Tıpın çok ilerlediğinden 24. haftadan sonra bebekle beraber kemoterapi görülebileceğinden ama hamilelikte çok rastlanır bir durum olmadığından falan bahsetti kısaca ama ne de olsa herşey temiz çıkacaktı . HAMİLEYİM YA ANLAŞMAM VAR ALLAH'LA...

Nalan abla patalojinin o hastanede değilde çok güvendiği başka bir labarotuar merkezinde yapılmasını istemişti.Elime küçücük bir poşetle teslim etmemiz gereken laboratuar merkezinin kartını da tutuşturdu.Ertesi gün yani perşembe günü biyopsi parçalarını eşim laboratuara teslim etmiş ve cuma günü saat 16.30 da çıkacak sonucu merakla beklemeye başlamıştık.