Sevgili koordinatörümün sözünü dinleyerek detaylı ultrason için randevu almaya karar veriyorum.
Hastanenin müşteri hizmetlerini arıyorum.
Randevuyu ya 2 hafta sonrasına veriyorlar yada 2 gün sonrasına...
2 hafta sonra alsam geç kalmış olucam. Ama 2 gün sonra da daha heyetten karar çıkmamış olacak. "Sabret Nuray bu bir sınav" diyerek koca bir iç çekiyorum.
İçim acıya acıya 2 gün sonrası için randevu alıyorum.
O geceyi de sabah ediyorum...
Yavrusunu göreceği için yüreği pır pır eden bir anne olamıyorum maalesef.
Sadece onu görmezden gelerek nasıl dayanacağımı düşünerek geçiriyorum saatlerimi.
Sabah erkenden hastanenin yolunu tutuyoruz eşimle.
Mutluluk heyecanı değil acının heyecanı ile bekliyorum sıramı.
Doktorun odasına giriyoruz. Doktor tüm sevecenliğiyle karşılıyor bizi.( Detaylı ultrason için gittiğimiz farklı bir doktor)
Başlıyor sorularını sormaya...Her şey normal...
Sonra eşim doktor bey yalnız şöyle bir durumumuz var bizim diyor.Eşime bir kaç hafta önce meme kanseri teşhisi kondu diyor.
Doktor bey anlık bir şoktan sonra başlıyor nasihat vermeye..."Hadi şimdi de şu karnındaki yaramaza bakalım" diyor.
Uzanıyorum...
Tam karşımda bir ekran.
Doktor karnıma ultrason cihazını dokundurur dokundurmaz kafamı çeviriyorum yan tarafa...
Doktor kendimle verdiğim savaşı belki fark ediyor belki fark etmiyor ...
"Ayaklara bak ayaklara" diyor.
Ben ki zaten bakmamak için kendimle savaş verirken doktorun o yorumuyla kafamı çeviriyorum.
Kızımın o minicik ayaklarını nasıl hareket ettirdiğini görüyorum.
Gözyaşlarına boğuluyorum.
Ve bir daha da alamıyorum gözümü ekrandan.

