1hayat3melek / instagram
Resim kaynak : www.joojoo.me
doktor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doktor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2014 Cumartesi

Yeniden Doğmak


Ameliyatla beraber kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum.
Ziyaretime gelenleri ise yatakta değil ayakta karşılıyorum. Onların bu şaşkınlığı karşısında ise daha çok enerji alıp daha da bir iyi hissediyorum kendimi.
Birde üstüne karnımdaki meleğimi kontrol ettirmeye gittiğimizde doktorun şaşkınlık içinde "bu sabah ameliyat olmuşa hiç benzemiyorsunuz ve bebeğinizde gayet iyi gözüküyor" demesiyle kimse tutamıyor beni.

Estetik ameliyatımı oldun , bir güzellik bir nur var yüzünde diyenler ise cabası...

İlk günden rahatsız etmeyelim 2.gün geliriz diyen ziyaretçilerimin maalesef heveslerini kursaklarında bırakıyorum çünkü o öğlen "siz gayet iyisiniz sizi burada boşuna tutmayalım " diyerek taburcu ediyorlar :)

Ama bir hediyeyle...Ameliyatımdan kalan direnimle...

Normalde bir hafta kalması gerekirken , hamileliğimden dolayı bende fazla çalışan hormonlarımdan dolayı bende 10 günden fazla kalıyor.
Bu işe ise Çınar'ım gıcık oluyor.Çünkü kucağıma gelmek istediğimde hep engel oluyor ona.
Her dışardan geldiğimde bana mikroplar gitti mi anne diye soruyor...

Bu arada ise 4 gün sonra çıkacak raporumu bekliyoruz merakla.
Ama bir yandan da bende ameliyat hemşiresinin ve fizyoterapistin dedikleri kulağımda çınlıyor."

"Kemoterapiye gerek kalmayacak belki" diye umut ediyorum.

Günler geçiyor , sonuçları almaya gidiyoruz heyecanla.
Raporu elimize tutuşturuyorlar ve sonuç...
"Sağ memedeki kitle alınmıştır.Koltuk altı lenflerinden 27 düğüm lenf bezi alınmıştır 26 sı temiz olup 1 inde kanserli hücreye saptanmıştır..."

Sevinsem mi üzülsem mi bilemiyorum.
Bir aptal gibi kalakalıyorum.  

22 Mayıs 2014 Perşembe

Ameliyat Sonrası

Duyduğum ses ve gözyaşlarım beni kendime getiriyor.
Bir an rüyada mıyım diye düşünüyorum ama başka sesleri, hareketlenmeleri duydukça iyice kendime geliyorum.

Narkozun etkisiyle idrak edemiyorum ki " Temizsin demek ne demek" diye soruyorum hemşire.
"Belki kemoterapiye bile gerek kalmayacak" diyor.
İçimi bir mutluluk kaplıyor.

Sonra neredeyse burnuma kadar gelen ve gözlerimin önünü kapatan beyaz çarşafa kafayı takıyorum ama korkumdan kolumu bile kıpırdatamıyorum ki.
Duvardaki saate takılıyor gözüm.
Saat 08.00
Cihan hocanın dediği gibi 3 saatlik ameliyatı karnımdaki meleğimden dolayı 45 dk da tamamlamışlar gerçekten diye düşünüyorum. Karnımdaki kızımın hareketlerini dinlemeye çalışıyorum. Ama onda da ses seda yok. Narkozun etkisiyle beraber o da benim gibi uyuyordur herhalde diye umut ediyorum.  

Sonra ilerden birinin  mutlulukla , aşkla , şefkatle bana doğru yaklaştığını görüyorum.
Onu bir kere daha görebildiğim için yine Allah'a şükrediyorum.

Ameliyatım 45 dk sürmüş, ben hiç bir şey anlamamışım ama gözlerinde sanki bir asrı yaşamış olan eşimin sıcaklığını hissediyorum saçlarımda.

Birbirimize tekrar kavuşmanın sevinciyle bakıyoruz birbirimize öylece.
O da bende gözyaşlarımızı saklıyoruz birbirimizden.Sonra ben kafayı taktım ya bir kere , burnuma kadar gelen çarşafın ne olduğunu soruyorum.
"İndirsene şunu" diyorum ama üstüne bastırınca kebapçılardaki pofuduk ekmekler gibi tekrar şişiyor. Sebebini ise nevresimi kaldırınca anlıyoruz.
Üşümeyeyim diye nevresimin altına sıcak hava borusu koymuşlar meğerse :)

Bir kaç dakika sonra da asistan doktor ile hemşireler geliyor.
Yukarı çıkmaya hazır mısınız deyip beni diğer sevdiklerimin yanına götürüyorlar.

 Ablalarım , can dostlarım, sevgili direktörüm ve sevgili genel müdürüm beni sevgiyle kapıda karşılıyorlar.Sevgili direktörüm ve genel müdürüm hem hamileyim hem de enfeksiyona açık olduğum için uzaktan uzağa  geçmiş olsun dileklerini iletip gidiyorlar.

Ben ise yeni yeni kendime gelmeye başlamışım ama aşermeyi unutmuyorum.
Kayısı kompostosu istiyorum diyorum ısrarla. Ameliyattan çıktığın için 1-2 saat beklemen gerek diyorlar.
Şımarık bir çocuk gibi mızırdanıyorum...
Sonunda ise beklediğime değiyor.

Çünkü hasta yemeği olarak bana kayısı kompostosu geliyor. Şaşırıyoruz hep bir yandan...

Bir kolumu ameliyattan bir kolumu da serumdan dolayı hareket ettiremediğim için ablam kaşıkla içermeye çalışıyor ama hemen ablama bardağa dökmesini ve öyle içirmesini söylüyorum.
Büyük bir mutlulukla kana kana içiyorum :)

Arada yapılan kontroller ne mutlu ki ziyaretime gelen sevdiklerim , telefon görüşmelerim , whatsup yazışmalarım eksik olmuyor.

Ben ise kolumu kıpırdatmaya hatta bakmaya korkuyorum.Yemeğimi bile ablam yediriyor.

Akşam üstü 16.00 gibi Cihan hoca ve ekibi geliyor.
"Ameliyatımız çok başarılı geçti kitleyi aldık ve koltuk altındaki tüm lenfleri temizledik" diyor.
Yoğun bakımdaki hemşirenin "Temizsin"demesi geliyor aklıma.
"Sonuç nasıl peki" diye soruyorum.
"Sonuçları bir kaç gün sonra patoloji raporunu aldıktan sonra söyleyebiliriz" diyor büyük bir ustalıkla."Bundan sonra dikkat etmen gerekecek şeyler olacak diyor. Bebeği de riske atmadık 45 dk da hallettik bu işi" diyor.
Asistanlarına da bir kaç talimat verip tam yanımdan ayrılmak üzereyken, o delice merak ettiğim soruyu soruyorum.

"Kolumu ne zaman hareket ettirebileceğim Cihan hoca" diyorum.
 "Nasıl yani sen kolunu hareket ettirmiyor musun" diyor şaşırarak.

Bende "Yooo, nasıl hareket ettireyim" dememe kalmadan ameliyatlı kolumu kavrayıp yukarı doğru kaldırmaya çalışıyor.
Ama ben acımdan , korkumdan pek müsaade etmesem de "Bu kolunu sıcağı sıcağına hareket ettirmelisin ki ilerde problem yaşamamalısın" diyor.
Hak veriyorum ama canımın acısından da dayanamıyorum ki.

Canımı acıta acıta , beni bağırta bağırta kolumu alıp başımın üstüne kadar kaldırıyor.

"Bol bol egzersiz yapacaksın , gelip anlatacak sana arkadaşlar " deyip ekibiyle beraber tam odadan çıkacakken başımın üstünde kalan kolumla beraber Cihan bey'in arkasından bağırıyorum.

"Hocam kolumu kaldırdınız ama bir zahmet bir de indirin diyorum" munzurca...

18 Mayıs 2014 Pazar

Ameliyat


Aynı filmlerdeki gibi bol ışıklı ama buz gibi ameliyathaneye giriyorum. Ve yattığım yerden merakla yapılan işlemleri gözlemliyorum.
Canımı çok acıtılarak açılan damar yolundan serum vermeye başlıyorlar ama ben yine can havliyle
" Elim ,elim çok yanıyor" diye sayıklıyorum.
Hemşireler şaşırıyor ama benimde canımın acıdığını anlayınca "Tamam burayı iptal edelim kolunuzdan bir damar yolu açalım" diyorlar.
Tekrar acıyacak kolumu düşünerek "Ben uyurken yapamaz mısınız o işlemi " diyorum ama narkozu bu damar yolundan vereceğimiz için böyle bir seçeneğimiz yok diyorlar.

Ve Allah'tan korktuğum gibi olmuyor bu sefer.

Asistan doktor geliyor , " Hazır mısınız" diye soruyor.
"Bende evet" diyorum ve gözlerimi açtığımda sadece hıçkırarak ağladığımı hatırlıyorum.

Göğsümde bir acı, gözlerimin önünde bembeyaz bir perde ve yatağımda bir sıcaklık...

N'olduğunu hatırlamıyorum bile ama

"Ne olur ağlamayın , bakın karnınızda bebeğinizde var , ne olur üzmeyin kendinizi de onu da.
  Hem ameliyat o kadar iyi geçti ki artık TERTEMİZSİNİZ.
  Belki kemoterapi bile almayacaksanız sadece radyoterapi bile yetecektir" diyen bir ses ile kendime geliyorum.

13 Mayıs 2014 Salı

Ameliyata Hazırlık

Doktoruma da dediğim gibi o gece uyuyamıyorum.
Hastaneye annemin babamın kardeşlerimin gelmesini istemediğim için sadece inatçı küçük ablam geliyor. Bir de eşimin ablası ve 2 dostum.

Sabah 05.30 gibi çıkıyoruz evden.25 dk ya hastanedeyiz.
O saatte hastanedeki güvenlik bile eline gazete almış okuyormuş gibi yapmış ama uyuyor.

Kayıt işlemlerini yapar yapmaz odaya alıyorlar beni...
Sonra da arkasından bir iki tane hemşire geliyor. Hemen ameliyat önlüğünü giydiriyorlar bana.
Bir yandan yapılacakları anlatıyorlar.
Bir yandan da elimin üstünden damar açmaya çalışıyorlar.
Ama yerimden zıplıyorum. Biraz daha zorluyor bağırıp ağlamaya başlıyorum.
Şaka gibi...

"İsterseniz çıkarayım başka yerden deneyelim" diyor cici hemşire kız.
"Yoooook bu acıya bir daha dayanamam" diyorum ağlayarak.
İşlemi bitiriyor ama elim resmen zonkluyor.

Bu halime şaşıran yakınlarım sonra dalga geçmeye başlıyorlar benimle.
"Nuray ameliyattan çıktığında ameliyat kesiğini unutup elinin yanmasını sayıklayamasın" diyorlar.

Gülüyorum...

Sonra asistan doktor ve hemşireler geliyor.Hadi bakalım şimdi gitme vakti diyorlar.

Güçlüyüm ya ama zor tutuyorum kendimi.
Sonra zaten yalnız değilim ki minicik kızım var yanımda diye düşünüyorum.

Ameliyat kapısına kadar eşlik ediyorlar sevdiklerim.
Tek tek hepsinin gözüne belki de son kez bakıyorum.

8 Mayıs 2014 Perşembe

Tamamlayıcı Tıp

Hiç bilmediğim,hiç tanımadığım bir tedaviyle tanıştım bu hastalıktan sonra.
Telefon açan dostlarım "Nuray,bu gece sana 250 kişi şifa enerjisi yollayacak , Kabul ediyorum de lütfen" diyenler mi dersin, yanında melek tüyü görürsen şaşırma diyenler mi dersin.

Ki gerçekten o gece , 250 kişinin enerji yolladığı gece uykudan gözlerimi açamadım. Sanki uykusuz geçen onca gecenin acısını çıkarırmış gibi.

Ama bir hoca var ki...Hastalığımı öğrendiğimden günden beri gündemimizde.
"Muhakkak götüreceğim seni" diyor bir dostum.

Ve ameliyat günüme karar verilen günün akşamı hocadan randevu almışız.
Akşam akşam düşüyoruz yollarına.

Odadan içeri giriyoruz ama ben merak ve heyecan içinde...
Bir iki selamdan sonra , anlat bakalım seni ne, kim üzdü diye soruyor...

Kısaca anlatabildiğim yere kadar anlatabiliyorum ki bir yerde tıkanıp kalıyorum zaten...Ötesine gidemiyorum.

Tam o esnada ne hissediyorsun diye soruyor bana ?
O zamanda şimdi de sıkışıp kalmış hissediyorum kendimi diyorum.
Susuyor.

Uzanıyorum hasta koltuğuna.
İki elime akupunktur iğnelerini saplıyor. Hafif bir müzik. Ve ben başlıyorum sakinleşmeye.

Çok emin bir şekilde kanserli hücrelerin sadece bir bölgede yani göğüs hizamda olduğunu hissediyorum diyor. Bir kaç cm uzaklıktan karnıma değermişçesine ellerini hareket ettirince karnımdaki kızım oynamaya başlıyor.
Gülerek " bebekler enerjiyi çok sever " diyor.

Sonra da ekliyor. "Hayat süprizlerle dolu Nuray , belki kemoterapiye bile gerek kalmaz" diyor ama
ister istemez o an yüreğimi bir umut kaplıyor.

Sonra niyeyse "eşin nasıl " diye soruyor.
Ben daha cevap vermeden " O bu hastalığa senden daha çok üzülmüş, ona sevgilerimi ve selamımı ilet lütfen" diyor.

"Biliyorum" diyorum gözlerim dolarak...
Kaçıncı şükredişim bilmiyorum ama bir kere daha şükrediyorum onu tanıdığım ve sevdiğim gün için...











29 Nisan 2014 Salı

2.Biyopsi

Cerrahımız Cihan Bey'in yanından çıkar çıkmaz bir biyopsi randevusu alıyoruz.
Ertesi sabah 10.00 da çağırıyorlar bizi.

Nedense bende bir heyecan yok. Az çok tahmin edebiliyorum sonucu.

Ertesi gün oluyor. Operasyon için alıyorlar beni odaya.
Beni hiç yalnız bırakmayan eşim bir nefes ötemde.
Yine beni hiç yalnız bırakmayan firma sahibim Ayşe hanım ve yöneticim ise hemen kapının ardında beni bekliyorlar.

Operasyon başlıyor. Ben ise bildiğim tüm duaları okumaya...
Canım acımıyor mu sanıyorsun? Acıyor tabi ama o esnada bu acının aslında acı olmadığını ne büyük acılar içinde olan insanların olduğunu düşündükçe sabrediyorum.
Oğlum geliyor aklıma. Şükrediyorum bir kez daha.
Hatta bu acı karşısında savaşan tüm küçücük bedenler geliyor gözümün önüne...Daha da güçleniyorum.

Koltuk altı lenflerimden bir sıvı alınıp hemen pataloglar tarafından çalışılıyor.İşi sağlama almak için bir sıvı daha alıyorlar. Bir sıvı daha...

İşte o zaman anlıyorum...

Koltuk altı lenflerimde de var bu hastalık...

28 Nisan 2014 Pazartesi

Karar

Onkolog , kadın doğumcu ve cerrahtan oluşan heyetten kararımız çıkıyor.

Bebeğe minumum zarar vererek yapılacak bir ameliyat.
Ama yine de her şeye hazırlıklı olmak gerek...

İlk gittiğimiz onkolog Amerikan hastanesinde ama benim sağlık sigortası sadece Acıbadem hastanesini karşılıyor.

Sağolsun hemen ona da bir çözüm bulunuyor ve Acıbadem hastanesinden bir cerrah ismi veriliyor.

Hemde bu hastalığı duyar duymaz kadın doğumcumum tavsiye ettiği cerrahla aynı doktor.

Bu arada onkologumuz ilk yapılan biyopsi parçalarının alınarak Acıbadem hastanesinde tekrar çalışılmasını istiyor.
Eşim benden alınan parçaları laboratuvardan alıyor Acıbadem hastanesinin laboratuar merkezine bırakıyor.

Bu arada tekrar ultrasona giriyorum.Tekrar rapor çıkmasını bekliyoruz.

İki sonuçta çıkıyor.

Sağ memede koltuk altına yakın 1,2 cm çapında kitle.
Koltuk altı lenflerine de biyopsi yapılması önerilir.

Raporlarımızla birlikte ameliyat olmayı düşündüğüm profösörle görüşmek istiyoruz ne şansdır ki doktorda bizi görmek istiyor.

Tekrar muayene ediyor.

Raporlara bakıyor , kac haftalık hamile olduğumu soruyor.

Ok diyor ameliyat gerekli ama bu ameliyatta kurtarmamız gereken 2 can var.
O yüzden ameliyatta kullanmam gereken ilacı yani bebeğe zarar verme ihtimalini düşündüğümüz ilacı kullanmamak için bir de koltuk altı lenflerinden biyopsi yapmak istiyorum diyor.
Bu biyopsi bize yol gösterecektir ona göre de hem anneyi hem de bebeği hiç riske etmeden ameliyat etmiş oluruz diyor.

Peki diyorum sevinerek...

Ya koltuk altı lenflerime de kanserli hücre var ise hepsini mi temizleyeceksiniz diyorum.

İlerde bu hastalığın nüksetmemesi için evet diyor.

Ya diyorum kolum?
Hem de sağ kolum ?
Eskisi gibi kullanamayacak mıyım diyor üzülerek?

Yooo niye kullanamayasın tabi ki dikkat edeceksin ama günlük hayatına çok kolay devam edebileceksin diyor.

İnanamıyorum ki...Bir aptal oluyorum.

16 Nisan 2014 Çarşamba

Detaylı Ultrason

Doktorlar , tahliller , biyopsiler , üzüntülerle  kendi derdime düşmüşken büyülü bahçemdeki meleğim ise kendi kendine büyüyor.

Tam da detaylı ultrason haftası gelmiş.

Minicik kalbine, burnuna, parmaklarına, böbreklerine içerde oluşan ne varsa hepsine tek tek bakılacak.

Hiç bir şeyden habersiz meleğim ise "bende buradayım anne " dercesine yeni yeni tekmeleriyle varlığını hissettirmekte.

Ama ben ise...

Karnımda tekmelerini hissettikçe, anneliğimden binlerce kez utanarak onu yok saymaya çalışıyorum.
Sırf bu vazgeçiş daha kolay olsun diye.
Yüreğim binlerce kez dağlanarak...Gözyaşlarım ise hiç kurumayarak.

Nasıl bir imtihandır Allah'ım?

Hastalığımı bilmeyenler bebeğimi soruyorlar beni görünce ?
Önce bir yutkunuyorum.
Sonra iyidir herhalde diyorum.

Bir yandan acaba hiç ultrason çektirmesek mi diye düşünüyorum ama bir yandan da büyük bir umutla ya ona bir şey olmazsa aklımda hep soru işaretleri mi kalacak diyorum...

Öyle bir ayrım ki ?

Daha şimdiden minik minik ayaklarının hareketlerini hissediyorum gözümün önünde...

Kahroluyorum...
Başka kapı yok ki , gözyaşları içinde yine Allah'a sığınıyorum.

12 Nisan 2014 Cumartesi

İlk randevu

Koordinatörüm "Ameliyat için cumartesi günü demişlerdi değil mi?" diyor.
Bende evet diyorum.
Nuray'cığım yanlış anlama ama bu tür vakalarda ameliyata cerrah değil bir onkolog karar verir diyor.
Nasıl gözümüz ağrıdığında hemen bir cerraha gitmeyiz göz doktoruna gider ve ameliyat derse göz cerrahına gideriz bu da böyle bir şey diyor.

Hak veriyorum.

"Ne yapacağız o zaman" diye soruyorum.
"Türkiye'nin en iyi onkologlarından birine randevu alıcam ve seni oraya götüreceğim" diyor.

Zor bela ertesi gün için randevu alabiliyoruz.
Eşim, küçük ablam ve 3 meleğimle beraber doktorun muayenehanesine gidiyoruz.

Biraz bekliyoruz...
İşyeri sahibimiz Ayşe hanımla ilk defa bir araya gelmiş oluyorum.
Görür görmez sevgiyle kocaman sarılıyor bana.
Bıcır bıcır anlatmaya başlıyor.
İyileşeceksin diyor her seferinde büyük bir enerjiyle.
Seni biriyle tanıştıracağım , şimdi randevu almaya çalışıyoruz sana çok iyi gelecek diyor.
Bu hallerine, bu samimiyetine bayılıyorum.

Bir yandan da heyecanla doktorun yanına girmeyi bekliyorum.
Doktor yanına çağırıyor.Muayene ediyor.Biyopsi sonuçlarına bakıyor.
Hamilesin ve 33 yaşındasın diyor.Hücreler ise fıkır fıkır kaynıyor.
Ameliyat şart hem de bir an önce diyor. İyi bir cerrah bulmadan önce durumunu çalıştığım hastanedeki heyetle paylaşıcam diyor.

Ya bebek diyorum üzülerek ve bir umutla...

Her şeye hazırlıklı olun...
Önceliğimiz sensin gerekirse bebeğin de hayatını sonlandırabiliriz diyor.

1 Nisan 2014 Salı

Yol Ayrımı

Eşim,ben ve karnımdaki 19 haftalık (hiç bir şeyden habersiz belki de  her şeyden haber ) meleğim çıktık Nalan ablanın odasından...

Ama o andan itibaren niyeyse elim karnıma gidemez oldu.

Çınar'ım 3 yaşındaki canım oğlum gözümün önünde canlanıverdi o an...
"Annecim ya ben n'olcam " diye seslendi sanki bana.

İçimden usulca kızımdan, meleğimden binlerce özür dileyerek sonra da Allah'a yalvararak
"Allah'ım bana bu emanet canı gönderdin ama belki de benim canımı almamak için, hayattaki diğer meleğime kalayım diye gönderdin" dedim.

Eşimde sessizce benim kararımı bekliyordu.

"Canım dedim ben kararımı verdim.2 si de benim yavrum ama biri hayatta diğeri karnımda. Hayattaki yavrum için karnımdaki meleğimden vazgeçiyorum" dedim acıyla...

"Aynı şeyi düşünüyorum canım" dedi .Bu bir imtihan...
"Karnındaki bu MELEK'te bize Allah tarafından bu hastalığı haber vermek için gönderildi"dedi büyük bir metanetle...Ne mutlu ki bize "Allah'ın sevdiği kullardanmışsın" dedi.

Taş oturan yüreğime binlerce kanat takıldı sanki o an. Allah'ı , sınavımı , yaşadıklarımı düşündükçe hafifledi yüreğim. 

Tekrar gittik Nalan ablanın yanına ve Nalan ablaya karar verdiğimizi söylediğimizde " Bende sizin gibi düşünmüştüm , öyleyse cumartesi günü ameliyat için bekliyorum sizi " dedi.

30 Mart 2014 Pazar

Hangi Laboratuvar Merkeziydi ki bu?

İşyerindeyim saatin farkında bile değilim. Saate bakıyorum saat 16.00
Hemen eşimi arıyorum "Canım laboratuvar merkezini aradın mı?" diye. "Arayacağım birazdan canım" diyor.
Ok bana da haber ver diyor kapatıyorum telefonu.

Saat 16.20... Tekrar arıyorum eşimi , n'oldu aradın mı diye ?
"Hım evet aradım canım daha çıkmamış sonuçlar" diyor.Nasıl yani diyorum ? "Hani çıkacaktı madem çıkmayacaktı neden cuma günü veririz dediler" diye sinirleniyorum.

Bu arada kendime de kızıyorum.
Hay Allah'ım normalde ben meraklı Nuray "Dr Nalan ablanın elime tutuşturduğu karta ait laboratuvarın adını ve tel numarasını yazmış olmam lazım ama yazmamışım işte.

"Canım sen versene bana şu laboratuvar merkezinin numarasını" diyorum ama eşim "canım kart arabada kalmış bekle birazdan arayıp söyleyeceğim" sana diyor.
Ama ben bu arada boş durmuyorum tabi. Hemen google amcaya girip Şişli'deki laboratuvar merkezlerini taratıyorum, hani belki isimlerden biri tanıdık gelir diye ama nerde...

Küçük görümcemi arıyorum belki o bilir diye yok o da bilmiyor.
Birden aklıma Nalan ablayı aramak geliyor Tamam şimdi alırım ondan numarasını diyorum ama 2 kere çalıyor ve kapanıyor telefonu.(Hatta kıkır kıkır gülüyorum telefonun kapanmasına .Çünkü telefonun çalması büyük bir olay zaten)

Eşimi arıyorum teli meşgul.(Kuşkulanmıyorum değil hani)
Sonra o arıyor beni veriyor telefon numarasını.Alıyorum numarayı ama fırçamı çekmeden de alıkoymuyorum kendimi. Kiminle konuşuyordun diye ?

Bir hışımla laboratuvarı arıyorum. Sekreter kız çıkıyor ismimi söyleyerek patoloji sonucumu öğrenmek istiyorum diyorum. Henüz çıkmadı diyor. Başlıyorum onu da fırçalamaya. Sonunda isterseniz ilgili doktorla görüşteyim sizi diyor , "lütfen" diyorum.
Doktor büyük bir sakinlikle "öncelikle geçmiş olsun ama patoloji sonucunuz henüz çıkmadı. Nalan hanımın akrabası olduğunuz için özel bir çalışma yapıyoruz" diyor ikna oluyorum nedense.

Bir yandan da eşim için Pınar'a söyleniyorum.
İşte ben istediğimde niye vermez ki numarayı beni de böyle kuşkulandırıyor diye.
Pınar da "Canım böyle bir şeyi senden niye saklasın ki, saklasa eline ne geçecek" diyor
"Bugün cuma ya diyorum hafta sonunu rahat geçireyim diye söylememezlik yapar o diyorum" ama bir yandan da patoloji sonucunun çıkmadığına inanıyorum tüm saflığımla...

29 Mart 2014 Cumartesi

Hayatta Hiç Birşey Tesadüf Değilmiş...

 
Hayat aynı rutinle iş ve ev arasında gidip gelmekle devam ediyor.Karnım ise iyice belirginleşti.

Kızım için ufak tefek alışverişe başladım bile.
Oğlumun küçülen elbiselerini de 2.bebekte belki erkek olur diye saklamıştım ama şimdi kızımız geliyor ya büyük bir hevesle mavi, gri, lacivert elbiseleri bir arkadaşımın oğlu için bir kenara ayırıyorum.

Bir yandan oğlumun doğuştan alerjisi için tahliller yaptırma zamanı gelmiş.
Ve 3 yaşındaki oğlum, kolundan kan alınmasını tıpkı büyük bir insan gibi bir damla gözyaşı dökmeden sadece meraklı gözlerle seyrediyor. Gurur duyuyoruz eşimle.

Günler geçiyor ve bu süre zarfında büyük bir hevesle belki bu sefer geçmiştir diye umut ediyoruz.
Tahlil sonuçlarının çıkacağı gün ve saat geliyor :) Bendeki heyecanı ise hiç sormayın , sanki üniversite sınav sonucu açıklanmış Çınar'ın.
Ama değerler yine yüksek... 
Olsun buna da şükür Allah dermansız dert vermesin...

Mememdeki kist ise hala elime gelmeye devam ediyor.
Bir sonraki rutin kontrolümde gösterecektim ya unutuyorum göstermeyi. Doktorumda unutuyor , sormuyor.

O hafta can dostum Pınar'ın annesi boğazındaki tiroitlerden ameliyat olması gerekiyor.
Bir cerrah arayışında...
Benimde aklıma gelmiyor hiç bizim akraba cerrah Nalan abla...

Pınar bir gün işyerinde " Nuray,annemin ameliyatını sizin akraba cerrah yapar mı?" diye soruyor.
"Niye yapmasın ki konuşalım bi " diyorum.

Nitekim de Serpil teyzenin ameliyatını Nalan abla yapıyor.

Bir gün işyerinde Pınar'la "Serpil teyze nasıl var mı ağrısı sızısı" diye konuşurken "Aaa benim şu memedeki kitleyi de Nalan Abla'ya göstereyim bir ara" diyorum ama sonra niyeyse unutuyorum.

Çınar'ın alerjisinden dolayı kullandığı özel sütü için devlet ile anlaşması olan bir hastaneden rapor çıkarmamız gerek. Tam 3 kere randevu alıyorum ama her birine başka sebeplerden dolayı gidemiyoruz.

En sonunda bir cumartesi sabahı erkenden randevuya yetişiyoruz. Rapor çıkarma işlemlerini hallederken aklıma birden Nalan abla geliyor. Nalan ablayı arıyorum "1 saate kadar daha hastanedeyim yetişebilirsen gel" diyor.Raporumuza da çıkartmışız zaten atlıyoruz gidiyoruz Nalan ablanın hastanesine.

Nalan abla eliyle muayene ediyor bir şey var ama hamilelikten dolayı olması gayet normal.
Ama yine de içimiz rahat etsin bir ultrasonla bakalım diyor.Radyolog çıkmış salı gününe randevu alıyoruz.

İşyerinden izin alıyorum ve o gün eşimle beraber radyolog randevumuza gidiyoruz.Radyolog doktoru
raporu elimize tutuşturduğu gibi soluğu Nalan abla'da alıyoruz almasına ama...